Genel hedefleri kim belirler ?

Nasit

Global Mod
Global Mod
Genel Hedefleri Kim Belirler? Bireysel Tercihler, Toplumsal Beklentiler ve Cinsiyet Perspektifleri Üzerine Karşılaştırmalı Bir Analiz

Giriş: Hayatımızın Hedeflerine Gerçekten Biz mi Karar Veriyoruz?

Bazen kendi kendime düşünüyorum: Hayatımız boyunca peşinden koştuğumuz hedefleri gerçekten kendimiz mi belirliyoruz, yoksa bize sunulan seçenekler arasından toplumun uygun gördüklerini mi seçiyoruz? İyi bir kariyer, ekonomik bağımsızlık, mutlu bir aile, saygın bir konum veya huzurlu bir yaşam… Bunların hangisi bizim içimizden geliyor, hangisi ailemizden, eğitim sisteminden, çalışma hayatından ve çevremizden öğrendiğimiz beklentilerin bir sonucu? Bence bu sorunun tek bir cevabı yok. Çünkü genel hedeflerin belirlenmesi, bireysel irade ile toplumsal koşulların sürekli etkileşim içinde olduğu karmaşık bir süreç.

Konuya bir de kadınların ve erkeklerin bakış açıları üzerinden yaklaştığımızda farklı deneyimlerle karşılaşıyoruz. Erkeklerin hedefleri daha çok ölçülebilir sonuçlar, ekonomik başarı ve performans üzerinden değerlendirdiği; kadınların ise ilişkiler, duygusal ihtiyaçlar ve toplumsal etkiler üzerinde daha fazla durduğu yönünde yaygın bir düşünce var. Ancak bu ayrımı değişmez bir kural gibi kabul etmek ne bilimsel açıdan doğru ne de insanların gerçek yaşam deneyimlerini anlamak için yeterli.

Bu yazıda genel hedefleri kimin belirlediğini; bireyin, ailenin, toplumun, kurumların ve ekonomik koşulların etkisini karşılaştırmalı olarak ele alacağım. Kadın ve erkeklerin deneyimlerini değerlendirirken kalıplaşmış yargılar yerine araştırmalara, somut örneklere ve bireysel farklılıklara odaklanacağım. Siz de kendi deneyiminizi düşünerek tartışmaya katılabilirsiniz: Bugün ulaşmak istediğiniz hedefler gerçekten sizin seçiminiz mi?

1. Genel Hedefleri Kim Belirler: Birey mi, Toplum mu?

Genel hedefler, bir insanın yaşamında ulaşmak istediği sonuçların yanı sıra toplumun ortak amaçlarını da ifade edebilir. Bireysel düzeyde meslek seçimi, eğitim, aile yaşamı ve ekonomik güvence ön plana çıkarken toplumsal düzeyde kalkınma, refah, eşitlik, güvenlik ve çevrenin korunması gibi hedefler gündeme gelir. Her iki durumda da hedefleri belirleyen tek bir kişi veya kurumdan söz etmek çoğu zaman mümkün değildir.

Bireysel hedefler üzerinde en az beş temel etken belirleyicidir:

- Aile ve yetiştirilme biçimi: Çocukluk döneminde başarı, sorumluluk ve mutluluk hakkında öğrenilenler gelecekteki seçimleri etkiler.

- Eğitim sistemi: Hangi becerilerin ödüllendirildiği ve hangi mesleklerin başarılı kabul edildiği, insanların önceliklerini şekillendirir.

- Ekonomik koşullar: Gelir düzeyi, iş olanakları, barınma maliyetleri ve ekonomik güvence, hedeflerin uygulanabilirliğini belirler.

- Kültür ve toplumsal normlar: Başarılı bir yetişkinin nasıl davranması gerektiğine ilişkin beklentiler, kişilerin kendilerine koydukları ölçütleri etkiler.

- Kişisel deneyimler: Başarılar, hayal kırıklıkları, kayıplar ve karşılaşılan fırsatlar, daha önce belirlenen hedeflerin değişmesine yol açabilir.

Örneğin bir genç, çocukluğundan beri doktor olmak istiyor olabilir. Ancak ailesinin ekonomik durumu, yaşadığı yerdeki üniversite olanakları veya kendi sağlık koşulları bu hedefi değiştirebilir. Bir başka genç ise ailesinin beklentilerine rağmen sanat alanında ilerlemeyi seçebilir. Her iki örnekte de hedef, bireysel arzunun yanı sıra çevresel koşullarla şekillenir.

Burada önemli bir ayrım var: Bir hedefin toplumdan etkilenerek ortaya çıkması, onun mutlaka sahte veya yanlış olduğu anlamına gelmez. İnsanlar başkalarından öğrendikleri değerleri içtenlikle benimseyebilir. Asıl mesele, kişinin hedefini neden istediğini sorgulayabilmesi ve koşullar değiştiğinde onu yeniden değerlendirebilmesidir.

Bu nedenle genel hedefleri belirleme yetkisi bireyde olsa bile hedefleri gerçekleştirme gücü her zaman bireyin elinde değildir. Bir insan eğitim almak isteyebilir, fakat maddi imkânsızlıklar nedeniyle çalışmak zorunda kalabilir. Bir başkası kendi işini kurmayı hedefleyebilir, ancak sermayeye veya mesleki bağlantılara erişemeyebilir. Hedef koyma özgürlüğü ile hedefe ulaşma fırsatı aynı şey değildir.

2. Erkeklerin Bakış Açısı: Nesnel Ölçütler, Veriler ve Sonuç Odaklılık

Erkeklerin genel hedeflere ilişkin yaklaşımı tartışılırken sıklıkla ölçülebilir başarı, ekonomik güvence, rekabet ve sonuç odaklılık gibi kavramlar öne çıkarılır. Örneğin bir erkek, kariyer hedefini belirlerken maaş artışını, terfi olasılığını, iş güvencesini ve performans göstergelerini dikkate alabilir. Hedefine ne kadar yaklaştığını anlamak için somut ölçütler kullanabilir.

Bu yaklaşımın güçlü bir tarafı vardır. Ölçülebilir hedefler, ilerlemeyi izlemeyi ve kaynakları daha verimli kullanmayı kolaylaştırır. Bir kişinin altı ay içinde yeni bir mesleki yeterlilik kazanmayı, belirli bir miktarda tasarruf yapmayı veya yabancı dil seviyesini geliştirmeyi amaçlaması, ilerlemenin değerlendirilmesini mümkün kılar.

Örneğin ailesinin geçimini üstlenmek isteyen bir erkek, daha yüksek maaşlı bir işe geçmek için mesleki eğitim alabilir. Burada gelir artışı yalnızca kişisel bir başarı göstergesi değildir; ailesinin barınma, eğitim ve sağlık ihtiyaçlarını karşılamanın bir yolu da olabilir. Dolayısıyla dışarıdan yalnızca maddi kazanç gibi görünen bir hedefin arkasında sorumluluk, güvenlik ve aidiyet gibi duygusal gerekçeler bulunabilir.

Bununla birlikte, erkeklerin nesnel ve veri odaklı, kadınların ise duygusal ve toplumsal etkilere odaklı olduğu iddiasını genelleştirmek doğru değildir. Veri kullanmak, duygulardan bağımsız olmak anlamına gelmediği gibi duygusal etkileri dikkate almak da nesnellikten uzak olmak demek değildir.

Bir erkek kariyer hedefini belirlerken yalnızca maaşı değil, iş yerinde saygı görme ihtiyacını, ailesine ayıracağı zamanı veya başarısızlık durumunda yaşayacağı toplumsal baskıyı da hesaba katabilir. Başka bir erkek ise yüksek gelir ve statü yerine sanatsal üretimi, gönüllü çalışmayı ya da sakin bir yaşamı tercih edebilir.

Burada toplumsal beklentilerin etkisi göz ardı edilmemelidir. Erkeklerden güçlü, rekabetçi, ekonomik açıdan başarılı ve ailesinin sorumluluğunu üstlenen kişiler olmalarının beklenmesi, bazı erkeklerin hedeflerini bu beklentilere göre belirlemesine yol açabilir. Bu durum, başarıyı yalnızca gelir ve statüyle ölçmelerine veya başarısızlıklarını kişisel yetersizlik olarak görmelerine neden olabilir.

Dolayısıyla nesnel ölçütler yararlı olsa da tek başına yeterli değildir. Bir kişinin terfi alması, gelirini artırması veya yüksek bir pozisyona ulaşması, yaşamından memnun olduğunu otomatik olarak göstermez. Başarıyı değerlendirirken ulaşılan sonuçların yanı sıra kişinin bu sonuçlar uğruna nelerden vazgeçtiğini de incelemek gerekir.

3. Kadınların Bakış Açısı: Duygusal İhtiyaçlar, İlişkiler ve Toplumsal Etkiler

Kadınların genel hedeflerini ele alırken aile ilişkileri, bakım sorumlulukları, güvenlik, toplumsal kabul ve duygusal iyi oluş gibi konuların önemini incelemek gerekir. Ancak bunların yalnızca kadınlara özgü olduğunu düşünmek yanlış olur. Bu başlıklar, özellikle toplumsal rollerin kadın ve erkekler arasında eşit dağılmadığı ortamlarda kadınların kararlarını daha fazla sınırlayabilir.

Örneğin bir kadın, yönetici pozisyonuna yükselmek istiyor olabilir. Bu hedefe ulaşmak için gerekli eğitime, deneyime ve mesleki becerilere sahip olsa bile çocuk bakımı, ev işleri veya yaşlı aile üyelerinin bakımını üstlenmesi beklenebilir. Bu durumda kararını yalnızca maaş ve terfi ihtimaline göre vermesi mümkün olmayabilir. İşin çalışma saatleri, uzaktan çalışma imkânı, bakım hizmetlerinin maliyeti ve aile içindeki sorumluluk paylaşımı da belirleyici hâle gelir.

Burada kadının daha duygusal karar verdiğini söylemek yerine, kararının daha fazla sayıda toplumsal koşulla çevrelenmiş olabileceğini söylemek daha açıklayıcıdır. Aynı koşullarla karşılaşan bir erkek de bakım sorumluluğunu üstleniyorsa benzer değerlendirmeler yapmak zorunda kalabilir.